RocK YaSaKLaRı
-->Üç abaza erkekten oluşan ROCK gruplarının kız basçı ya da baterist araması yasaktır.

-->ROCK gruplarının albüm kapak fotoğrafında herkesin düşüncelere dalar gibi durup ayrı yönlere mel mel bakması yasaktır.

-->Gece beste yapıp, sabahın 04:00'ünde arkadaşı arayıp "abi çok acayip bişey buldum bak dinle" demesi bitsin.

-->Stüdyo çalışmalarında "bateri koşuyo yeaa" demek de bitsin. Ayrıca o bateri de koşmasın, efendi olsun.

-->Gruba isim aramakla uğraştığı kadar müziğiyle uğraşmayan ROCK grubuda bitsin.
-->"Mozart yaşasaydı ROCK yapardı" geyiği de eskidi.

-->"rok mu rak mı" Tartışması kesinlikle yasaktır. rak diye okunur. fark bu

-->Cebinde bir tomar baba parasıyla takılıp "100 bin liran var mı abi?? karşıya geçicemde" ayaklarına yatan fakir rockçı duruşu bitsin.

-->Her uzun tırnaklıya "gitar mı çalıyon??" denmesi bitsin.
-->ROCK festivellerine ana-baba izniyle gelmek durumları sona ersin

-->"Uzun saçında bakıma zordur

" geyikleri dee bitsin.
-->"Bu albümde aslında biraz ROCK'a kaydık" diyen fantezi-pop kırmaları silinsin lütfenn

-->ROCK barda "ben bu şarkıyı biliyom yhaf" tribine girmek ve etrafa bunu göstermek için parçaya eşlik ediyormuşcasına dudak oynatmalar kesinlikle yasaktır

((illa oynatacaktın o dudakları sanki


))
-->Anadolu ROCK, progresif ROCK, ortodoks ROCK, kıl-ROCK, tüy-ROCK durumları bitsin artık ROCK ROCK'tır kardeşim

-->Nazan öncel ve ekseriyetle Tina turner'a "ROCK müziğinin babaaannesi" demek de yasaklansın

-->Kepekli saçlarla kafa sallamak bitsin lütfen

-->Postal giyip peynirleşmiş ayak kokusunu eşe dosta koklatan nesil bir dur!

-->"ROCK'çıların kedi kesmesi yasaktır" demek yasaktır! (kesiyolarsa da kesmeleri yasaktır



-->Ve tabi civciv ezmek katiyyen yasaktır ((zevkli olsa da :P))
-->ROCK bardan çıkarken "bilsak gelirmiydik yeaa" esprisi de tarihe kavuşsun

-->"ROCK öldü mü? ölmedi mi??" muhabbetleri geride kalsın artık!
merak etmeyin kolay kolay ölmez o, siz dalganıza bakın





((((inşallah beğenirsiniz.....))))
Rock Müziğin En İyi 10 Mekanı
Başlığı en iyi 10 rock bar değil de, rock müziğin en iyi 10 mekanı olarak atmamızın bir sebebi var.Evet, eskiden rock müziğin en iyisi rock barlarda dinlenirdi.Rock bar müdavimliği sadakat gerektiren bir işti.Pek çok amatör grup, önce rock barlarda şöhret yapar, ardından albüm çıkarırdı.Gerçi şimdide böyle gruplar var.Ama artık pek çok farklı müzik türüne yer veren mekanlar açılmaya başladı ve bu mekanlarda da iyi rock müzik yapılıyor.Hatta dünya çapında isimler davet ediliyor, canlı performanslara ağırlık veriliyor.İşte bu yüzden alanlarında uzman jüri üyelerimize "Rock müziğin en iyi adresleri nereleridir" diye sorduk.İşte en iyi 10 listemiz.
En İyi 10
1.Balans-İstanbul
2.Mojo-İstanbul
3.Studio Live-İstanbul
4.Babylon-İstanbul
5.Yolcu-Ankara
6.222 Park-Eskişehir
7.If Performance Hall-Ankara
8.Ooze-İzmir
9.Bryoğlu Hayal Kahvesi-İstanbuYTL.
10.Dungeon-İzmir
BALANS
Adını Teoman'la Duyurdu
Canlı performans merkezi olarak tasarlanan Balans, Beyoğlu'nda 2005'te açıldı.Müzik kalitesini en iyi şekilde yansıtması için salonda altyapı ve akustiğe büyük önem verildi.12 cmlik izolasyon katmanıyla çevrili ana konser alanı bu özelliğiyle Türkiye'de bir ilk.Sahne ve çevresinde bulunan dört plazma ve iki projeksiyon TV,sahnedeki performansların en iyi şekilde izlenmesini sağlıyor.Müzikal konseptini elektronik, rock-pop ve alternatif türler olmak üzere üç başlıkta toplayan Balans, Teoman'ın canlı performansıyle adını duyurdu.
MOJO
Mick Jagger'ın mekanı
Beyoğlu Büyükparmakkapı Sokak'ta 1997'de açılan canlı müzik mekanı Mojo'da, yıllarca Blue Blues Band performans sergiledi.Iron Maiden,Mick Jagger ve Ben Harper'ın Türkiye'ye geldiğinde uğramadan geçmediği Mojo,İstanbulda rock çevresinin yuvası kabul edilen mekanlardan biri.Ayakta 300 kişi kapasiteli.Haftanın yedi günü canlı müzik var.Pazartesileri ÜçNoktaBir (eski ismiyle Spitney Beers), salı ve pazar Fishmind, çarşamba ve cumartesi Circus, perşembe Karpuz ve Çakıl, cumaları Josephine isimli grupları izlemek mümkün.Müdavimlere MojoCard veriliyor.Giriş çarşambaları 15,cuma 20, cumartesi 25, diğer günler 10 YTL.
STUDIO LIVE
Kiliseydi, kulüp oldu
Beyoğlu Sakızadacığında, Surp Asdvavazin Kilisesi'ne ait bir binada yer alıyor.2004'te Studio Live'a dönüştürüldü.Geçen yaz ise tamamen yenilenerek bugünkü görüntüsüne kavuştu.700 metrekarelik alana sahip Studio Live, 800 kişi kapasiteli.Mekanda rock ağırlıklı olmak üzere yerli-yabancı ünlü gruplar ve genç müzisyenler performans sergiliyor."Kurt Cobain Anma Günü" , "80'ler" gibi temalı partilerde yapılıyor.
BABYLON
Yabancı Basının Gözdesi
1999'da açılan konser merkezi Babylon'u, Beyoğlu gece hayatının Asmalımescit mahallesine kaymasında önemli bir rolü var.İki katlı mekan, İstanbul'un en beğenilen canlı müzik mekanı olarak sık sık yabancı basında kendine yer buluyor.Yalnızca rock değik, elektronik müzikten caza uzanan geniş bir yelpazede etkinlikler düzenleniyor.Bugüne kadar Jon Spencer's Blues Explosion, Elbow, Tortoise, Cat Power, Lambchop, The Whitest Boy Alive gibi rock grupları sahne aldı.Kapılarını etkinlik olan günlerde hafta içi 21.00'de, hafta sonu 22.00'de açıyor.Pazar ve pazartesileri kapalı.
YOLCU
13 Grup Sahne Alıyor
Yolcu,SSK iş merkezinin üçüncü katında yer alıyor.Ağırlıklı olarak rock, metal-hardrock,punk-hardcore tarzında müzikler yapılıyor.Her aksam farklı grupları canlı performans sergiliyor.Pazartesi Guru,salı Origam, çarşamba Hard Luck, perşembe Suicide ve Darkphase, cuma Lucky Strike,Echoes ve Inrock, cumartesi Gestapo, Tuşe ve Karakedi, pazar Djinn ve Stylo sahne alıyor.Barda canlı müzik programı hafta sonu 19.00'da başlayıp, 04.00'e kadar sürüyor.Hafta içi başlama saati ise 22.00.Perşembe,cuma ve cumartesi günleri giriş ücretli,6 YTL.Bira 3-5 YTL arasında.Mekan oturarak 75, toplamda 250 kişi alıyor.
222 PARK
Kereste fabrikasından bozma
Eskişehir'de uzun yıllar 11 bin metrelik alanda kereste fabrikası olarak kullanılan kompleks, 2002 yılında Gürdal Abacı tarafından büyük bir eğlence merkezine dönüştürüldü.Doors Park olarak faaliyete geçen, daha sonra adı 222 Park olarak değiştirilen mekan, kereste fabrikasının yapı dokusunu bozmadan restore edilmiş.222 Live salonunda sıklıkla rock konserleri düzenleniyor.7 metre tavan yüksekliği var.Kapasitesi oturma düzeninde 700 kişi.Haftada 5 gün canlı müzik yapılıyor.Bugüne kadar Duman,Manga,Pamela,Mor ve Ötesi,Teoman,Özlem Tekin,Hayko Cepkin,Demir Demirkan burada konser verdi.
IF PERFORMANCE HALL
Ana grup gece yarısından sonra
If Performance Hall, beş yıldır Ankara'da hizmet veriyor.Salı günleri Geceve Jinga, çarşambaları Radio Green, cumaları Bonustrack ve cumartesileri Inrock sahne alıyor.Persembe ve pazar günleri ise değişken sürpriz etkinlikler düzenleniyor.Persembe, cuma ve cumartesileri If'e girmek için 10 YTL ödemek gerekiyor.Kadınlardan giriş ücreti alınmıyor.Bira 5 YTL.If'in bir barı ve sekiz kişilik sahnesi var.250 metrekarelik bir alanda hizmet veriyor.350 kişi kapasiteli.Mekan 22.00 sularında dolmaya baslıyor, 24.30'da ana gruplar sahne alıyor.
OOZE
İzmir'in Rock Mabedi
Yedi yılı geride bırakan Bornovo'daki Ooze Bar, İzmirli gençlerin rock mabedi.Tekin İçen'in sahip olduğu mekan, rock dünyasının birçok ismini ağırladı.Özlem Tekin, Teoman, Kurban,Aslı, Mor ve Ötesi, KArgo ve Duman bunlardan bazıları.Çarşamba geceleri Çalar Saat ve Anemi, cuma geceleri Çirkef ve Anemi, cumartesi geceleride Çalar Saat ve Anemi'yi dinleyebilirsiniz.Ooze Bar'ın bünyesindeki Felix'te ise pazartesileri Çirkef,salıları Kanga, çarşambaları Çirkef, perşembeleri Man A Man, cumaları Alarm, cumartesi geceleri ise yine Man A Man sahne alıyor.
BEYOĞLU HAYAL KAHVESİ
15 yıllık rock mekanı
Listeye Beyoğlu şubesinden giren Hayal Kahvesi'nin Çubuklu ve Caddebostan'da da şubeleri var.Büyükparmakkapı Sokak'ta bulunan ve 1992'denberi açık olan Hayal Kahvesi, İstanbul gece hayatının sembollerinden biri.Mekanda soul,caz,blues ağırlıklı olmak üzere çeşitli türlerde performanslar izleyebilirsiniz.Her cumartesi saat 00.30'da Soul Stuff, her pazar 00.00'da Galactica grupları çıkıyor.
DUNGEON
Yerel Grupların Evi
Üniversite gençliğinin yoğun olduğu Bornova'daki diğer bir rock mekanıda Dungeon.Beş yıla yakın bir süreyi geride bırakan Dungeon, adından anlaşılacağı üzere zindana benzeyen dekorasyonuyla dikkat çekiyor.ÇArşamba, cuma ve cumartesi geceleri yerel gruplarla canlı performanslar gercekleştiren mekan, zaman zaman İstanbul'dan gelen yeni rock gruplarınada ev sahipliği yapıyor.
JÜRİ
Yüksek Sadakat grubu üyesi, Blue Jean Gen. Yay. Yön.
Kutlu Özmakinacı
Rolling Stone yazarı ve solist
Melis Danişmend
Müzik yazarı
Tolga Akyıldız
Rolling Stone dergisi Gen. Yay. Yön.
Mehmet Tez
Rock Station festivali organizatörü
Hicri Bozdağ
Rock Market adlı TV programını hazırlıyor
Şener Yıldız
Müzisyen
Sarp
Mor Ve Ötesi solisti
Harun Tekin
Sony BGM Pazarlama Direktörü
Selim Serezli
Yüxexes Programını sunucusu, muzik yazarı
Güven Erkin Erkal
Mekanların Telefonları:
Balans (212) 251 70 20
Mojo (212) 243 29 27
Studio Live (212) 244 77 12
Babylon (212) 292 73 68
Yolcu (312) 433 71 31
222 Park (222) 320 11 11
If Performance Hall (312) 418 95 06
Ooze (232) 388 39 13
Beyoğlu Hayal Kahvesi (212) 244 25 58
Dungeon (232) 343 75 03
anadolu ROCK
İkinci Dünya Savaşı yıllarında dünyaya gelmiş 68 kuşağı müzisyenleri, 60'lı ve 70'li yıllarda en ünlüleri İngiltere ve Amerika'dan çıkmak üzere müzik piyasasını kasıp kavururken, Türkiye de gelişen bu akımlardan nasibini alıyordu. Yurtdışında ilk dönemlerde Beatles, daha sonraları Rolling Stones, Led Zeppelin, Yes, King Crimson, Pink Floyd ve bu listenin uzayıp gidebileceği daha bir dolu gruplar Rock müziğinin en başta giden temsilcilerinden olmuşlardır.
Bu grupların patlamasından sonra '67-'68 yıllarında, Türkiye'de de başta Erkin Koray, Cem Karaca, Barış Manço ve Moğollar olmak üzere birçok grup ve müzisyen kendilerini yurt çapında üne kavuşturacak ilk 45'liklerini çıkarmışlardı ve Moğollar'ın ilk dönem klavyecisi Murat Ses'in öncülük ettiği bir akım olan Anadolu Pop’un temelleri de yine aynı senelerde böylece atılmış oluyordu.
Bu müzisyenler yurtdışındaki akımları oldukça yakından takip ediyorlardı ve farkında oldukları bir şey vardı ki bu da kendi ülkelerinin müziğinin aslında çok köklü bir geçmişe sahip olduğu ve de en önemlisi altmışlı yılların ikinci yarısında temelleri Amerika Birleşik Devletleri'nde atılmış olan psychedelic rock akımının aslında kendi ülkelerinin müziğinin özünde bulunduğuydu. Batının '68 kuşağı hippileri de doğu mistisizmine bol miktarda meraklıydı ve bu konuda bolca araştırma yapıyorlardı. Türkiye'de yaşayan müzisyenler ise zaten bu olayın içinde doğup büyümüş oldukları için bu onlar için çok büyük bir avantajdı ve bunu çok iyi değerlendirmesini bilip hem batıdaki dünyayı sallamış grupların çalışmalarından, hem de kendi ülkelerinin yerel müziğinden yararlanarak çok sağlam doğu batı sentezleri ortaya çıkarmasını bildiler.
Rock müziğinin dünyada ki dinlenme potansiyeli sonucu Türkiye'de de bazı müzik grupları rock müziğini çalmaya başladılar. Anadolu Rock terimi tamamen uydurma bir terim olup aslında söylenmek istenen; Rock müziğinin Türkiye'ye, Anadolu'yu ve onun ezgilerini kullanarak benimsetilmeye çalışıldığıdır. Anadolu rock bir müzik türü değildir. Böyle bir terim yoktur. Böyle bir terim geçtiğimiz 10 yıl içerisinde, beste sıkıntısına düşmüş, müziğini elektronik müzik ve diğer müzik türlerinin tehditi altında gören müzisyenler tarafından yaratılmaya çalışılmaktadır
BU YIL ANKİROCK FEST
6 Haziran tarihinde başlayacak festivalde, her gün farklı sayılarda olmak üzere toplamda otuza yakın grup sahne alacak. Anki Rock Fest 2007 Düşyolu Organizasyon (Ankara) ve Tasarımevi (İstanbul) ortaklığında, Çankaya Belediyesi'nin işbirliği ile Çankaya Belediyesi Ahlatlıbel Tesisleri'nde açık hava festivali olarak gerçekleşecek. Çankaya Belediyesi Ahlatlıbel Tesisleri, Atakule'ye 9,5 kilometre mesafede olup, 244.906 metrekare alana sahip dev bir tesistir. Bu tesisin 25,300 metrekaresi çim alandır. Şehir merkezine çok yakın mesafedeki Çankaya Belediyesi Ahlatlıbel Tesislerine ulaşım belediye otobüsü ve dolmuş ile de sağlanmaktadır.
AnkiRockFest 2007 beş gün sürecek. Konser programının yanı sıra 40,000 kişinin tüm ihtiyaçlarını karşılayabileceği yiyecek, içecek, çarşı ve eğlence alanlarından faydalanılırken, farklı aktivitelere katılınabilinecek. Ayrıca, sponsor firmalarla iç içe etkileşim kurulabilecek bir organizasyon olarak sunulmaktadır.
Festival ulusal ve küresel olaylara dikkat çekerek, toplumsal sorumluluk görevini yerine getirmeyi hedeflemektedir. Bugün küresel bağlamda yaşanan küresel çevre sorunları tüm dünya ülkelerinin gündeminde ilk sıraya yerleşmiştir. Sanayileşme ve çevreye duyarsızlık gibi sorunların beraberinde getirdiği küresel kirlilik hepimizi ortak bir bilinç ve sorumluluk doğrultusunda hareket etme noktasına getirdi.
AnkiRockFest 2007'de sanatçılar, müzikseverler, festivale katılan tüm kurum ve kuruluşlar kısaca konuya duyarlılık gösteren tüm kesimler tek bir ağızdan seslenecek, DÜNYA İÇİN ROCK..
BARIŞAROCK
Barışarock, 2003 yılından beri her yıl, Ağustos ayının son haftasonunda, Sarıyer Mehmet Akif Ersoy piknik alanında yapılan 2 günlük bir müzik festivalidir.
2006'da 80.000 kişinini katıldığı festival, Rock'n Coke festivaline karşı geliştirilen aktivist bir girişimdir ve bu yüzden ücretsiz ve sponsorsuz organize edilmektedir.
BarışaRock 2007'de "Kadife Çekiç" ve "Mavi Duman" adı ile 2 sahne yer alacak. Bu iki sahnenin biri diğerinden daha önemli ya da önemsiz değildir. Daha çok yeni gruba yer açabilmek için iki sahne kararı alınmıştır.
Grupların hangi sahnelerde yer alacağını ve sahne saatlerini daha sonra açıklanacaktır.
Listedeki gruplar elden demo, albüm ya da sözlü başvuru yapan veya foruma başlık açarak katılım isteğini bildiren gruplar arasından seçilmiştir.
SAHNE ALACAK GRUPLAR(61 TANE)
6 hr Sundae (AVUSTRALYA)
17 Ohm
Abraxas
Aduuket
Ahibba
Anima
Annwn
Arşmahal
Ayılar
Aylin Aslım & Yakup (Akustik)
Bertuğ Cemil
Boikot (İSPANYA)
Bulutsuzluk Özlemi
Bülent Ortaçgil
Cahit Berkay - Zan
Çar Newa
Deli
Deli Selim
Dembedem
Demir Demirkan
Dinar Bandosu
Dirty Black
Doxan
Efsun
Farzad Golpayegani (İRAN)
Feryal Öney
Gevende
God is an Astronaut (İRLANDA)
Hakan Kurşun
Hariçten Gazelciler
Hipnoz
Işığın Yansıması
Kaptan Zaman (Taner Öngür - Serap Yağız)
Kara Güneş
Kiralık Orkestra
Mai
Marsis
Massar Egbari (MISIR)
Melatonin
Moğollar
Moral
Narkoz
Nev
Nitro
Ogün Sanlısoy
Otr
Sabih Cangil
Sek.Z
Semaver Kumpanya Ritm Grubu
Senfonya
Soul Sacrifice
Teneke Trampet
Unleash
Vedat Yildirim - Bajar
Violet
White Wash
Yalnış
Yash-Ar (Yaşar Kurt - Arto Tunç Boyacıyan)
Yeni Harman
Yolgezer
Zardanadam
*Sahne listesinde değişiklikler olabilir
bazı metal bilgileri
7" : Müzikteki 7 notadan esinlenerek isim verilmiş, genellikle 2-3 şarkı içeren plaklara verilen isim..(10" çeşidide vardır)
12" : Rivayetlerden, 12 havariden yada 12 telli gitardan esinlenerek isim verilmiş ve genellikle 4-5 şarkı içeren plağa verilen isim..
666 : İncilde geçtiğine göre, satanik yaratıkların yeryüzüne geldiğinde insanların sağ ellerine yada alınlarına yazdıkları rakamlardır. Bu rakamlara "Hayvanın (keçi, yani şeytan'ın) rakamları" yada "Hayvanın işareti" denir. Bu rakam direkt olarak şeytan ve anti-hristiyanlarla bağdaştırılır..
AC/DC : Ünlü grubun isminin nerden geldiğine dair pek çok yorum vardır, bunlardan en komiği "Anti-christ, Devil's children" yani "Anti-Hristiyan, Şeytanın Çocukları" dır..İsmin orjinali ise M.Young'un kızkardeşi Margaret'in, elektrik süpürgesinin arkasında gördüğü yazıdır.Bilindiği gibi ac/dc elektrikte doğru akımı ifade eder.
Air Drums : Genelde müzik çalarken gaza gelen insanların olmayan bateriye, ellerindeki olmayan bagetleri ile vurarak bateri çaldıklarını hayal edip, müziğe kendince ritm tutma halini ifade eden terim...
Air Keyboard: Air Drums durumunun klavye versiyonu..
Anathema: Bir kişiyi bir gruptan, bir ortamdan ayırmak, soyutlamak için yapılan büyünün adıdır.(Aforoz etmek anlamındada kullanılır)
Burzum : Hristiyanların karanlığı, Paganizmin ışığı demektir.Bu kelime Yüzüklerin Efendisi serisinden türetilmiştir (Burzumishi)
Charon : Yunan mitolojisinde, ölüleri Styx nehrinden yeraltına taşıyan botu kullanan kişidir. Ayrıca Dante's Inferno eserinde günahkar ruhları Acheron nehrinde taşıyan botu kullanan kişi olarakta geçer.
Children Of Bodom : 1960 yılında, Güney Finlandiya'da Bodom gölü yakınlarında bir seri-katil tarafından 4 küçük çocuk öldürüldü. Ve Katil 2004 yılının başlarında bir raslantı sonucu yakalandı. Çocukları göl kıyısına taşıyan otobüs şöförüydü. Finlandiya'lı melodik death metal grubu "Children Of Bodom" bu olaydan esinlenerek gruplarına bu ismi seçmişlerdir.
Cutter : Dinledikleri müzikten etkilenerek, vücutlarını kesen, çizen insanlara verilen isim...Bizdeki müslüm baba ve jiletçi dinleyen tayfasının metal modeli..Façacı..
Compilation (Albüm) : Çeşitli grupların/sanatçıların şarkılarının bulunduğu toplama albüm. Derleme..(Bir grubun kendi compilation albümüde olabilmektedir)
Cover : Genellikle, bilinen ve başarılı şarkıların, diğer gruplar/sanatçılar tarafından
yeniden yorumlanması..
Dimmu Borgir : Üzerinde, Sisli Kalenin bulunuğu İzlandada bir dağın adıdır.
Distortion : Gitarlarda ses dalgalarının metalikleştirilmesi sonucu ortaya çıkan yeni ses.
EP : Extended Play : Singledan daha uzun veya birden fazla şarkının, piyasaya tek tarafı(kaset,cd vb.) dolduracak şekilde sürülmesi..Genellikle 4-5 şarkıdan oluşurlar..
Gain : Amplifikator devrelerdeki kuvvetlendirme oranı.. Desibel cinsinden ölçülür, kabaca giriş sinyalinin çıkış sinyaline ölçüsünü verir..
Goth: 70'lerin sonu, 80'lerin başında punktan etkilenerek doğan bir alt kültür ve 18. ve 19. yüzyıllarda grotesk, gizemli ve ıssız anlamlarında kullanılmış olan bir kelimedir.
Grim: Ölüm habercisi olarak bilinen dev siyah köpeğin adı. İnanışa göre biri onu gördükten kısa bir sonra ölürmüş..
Harmonic: Gitarda, sesin-notanın bir oktav üstünü çıkartabilmek için kullanılan tekniğin adı.
Artificial Harmonic : Harmonic tekniğinin tüm gitar perdelerinden yapılabilmesidir.Yaygın kullanım "Pantera" grubunda görülebilir..
Iron Maiden : Ortaçağda kullanılan bir işkence aleti. Bunu bir çivili tabuta benzetebiliriz.Kişi içine yatırılır ve içe doğru çivileri olan kapak üstüne kapatılır, gerisi hayal gücünüze kalmış...
Kalmah : Karelian lehçesinde (Fince ve Rusça karması eski bir dil) "ölümüne", "mezara kadar" manasına gelen kelime..
Kvlt : Metal grupları arasında, çok nadir olarak ortaya çıkan, sanat şahaseri olarak adlandırılan albümlere verilen ad.Başyapıt...
Marduk : Sümerlerde fırtına ve yağmur tanrısı..
****deth : Bir nükleer patlamada ölebilecek milyonlarca insanı tanımlayan bir terim..
Metal Sign: Bildiğimiz parmaklarla yapılan metal işareti, işaret ve yüzük parmağının açık orta, yüzük ve baş parmakların kapalı olduğu işaret.Internetteki simgesi \m/ şeklinde gösterilir. Metal ortamına bu işareti Ronnie James Dio kazandırmış ve buna "Kötülüğün Gözü" adını vermiştir.
Metaller : Heavy Metal fanlarına verilen isim.(metalhead, headbanger)
Metallica : İsim, Lars Ulrich tarafından, Ron Quintana'dan çalınmıştır.Ron, Metallica adında bir heavy-metal dergisi çıkarmak istiyordu. Ama Lars Ulrich bunun iyi bir isim olmayacağı konusunda Ron'u ikna edip kendi gruplarına isim olarak koymuştur..
Mosh : Müziği, şarkıyı dinleyenlerin aşka gelip birbirlerini ittirme-kaktırma eylemi.Pogo olarakta bilinir..
Moshpit : Genellikle death-metal, trash metal gruplarının konserlerinde sahnenin önünde seyircilerin azıp mosh yapması için bırakılan boş alan.
N.W.O.B.H.M. : New Wave of British Heavy Metal'in kısaltması olan bu terim, yeni stil ingiliz heavy metal müziği olarak adlandırılabilir. Önde gelen grupları ise Samson, Iron Maiden, Def Leppard, Angelwitch, Raven, Venom, Jaguar, Tygers of Pan Tang, Sweet Savage gibi gruplardır..
Necro: Tamamıyla, vahşi ve sert anlamına gelen ve Black metal müziğin bir alt dalı olarak kullanılan terimdir.Kimi zaman "Necro Metal" kimi zaman "Necro Black Metal " olarak kullanılır...
Overdrive: Overdrive denen şey pek çok amfide bir efektten çok "overgain" den ibarettir. Bu yüzdendir ki(özellikle peavey amfilerde çok kullanılıyor) amfinin "overdrive channel"ında iki adet gain potansı bulunur. Bunlardan biri ses görevi görürken diğeri ise overdrive'ın ne kadar overdrive olduğunu belirler.İlkini açtıkça ikinciye gelen sinyal seviyesi yükseleceğinden gain az olur, bu da daha yumuşak bir ton anlamına gelir. Bu yüzden amfi alımlarında (tabii burda kastım yeni başlayanların aldığı 50 watt altı amfiler) eğer yüksek seslerde temiz ses yakalamak istiyorsa, overdrive yerine distortion özelliği olan amfiler tercih edilmelidir..
Picking : Gitarda, birbirini takip eden notaların çalınması sırasında, her nota için tele tekrar vurma işlemine verilen isimdir..
Poser: Metal müziği, gösteriş yapmak için dinleyen insanlara verilen isim..
Pogo : (Bkz: Mosh)
Riff : Kısa, tekrar eden nota grubu.Motif.
Shred: Oldukça hızlı, saniye içinde pek çok nota basılan, keskin, sert metal solosudur. (tremolo picking).
Sign of Baphomet: Yıldızı sola doğru 30 derece dönmüş pentagram sembolünün ortasına bir siyah keçi başının eklenmesi ile oluşan sembolün adı. Ayrıca "Black Goat" (Siyah/Kara Keçi), "Devils Goat" (Şeytanın Keçisi), "Goat Of Mender"(Mender Keçisi) ve "Judas Goat" olarakta bilinir. İlk olarak Templar şövalyeleri tarafından satanizm kilisenin dışladığı pagan ikonlarını bünyesinde toplaması ile varolmuş bir harekettir. Templar şövalyeleri zaten anti-kilise-otoritesi insanlar oldukları için pagan kültünü benimsemekten çekinmemişlerdir.
Pentagram yıldızının 5 kenarı yeraltı dünyasının 5 nehrini sembolize eder. Acheron (keder nehri), Cocytus, Lethe (unutulmuşların nehri), Phlegethon (ateş nehri) ve Styx (ölü ruhların taşındığı nehir)
Single : Yeni çıkan bir albümün, tek bir parçasının, yada her bir parçasınında albüm gibi piyasaya sürülmesine verilen isim..
Solo : Bir müzik eserinde, bir enstrümanın belirgin bir şekilde önplana çıkarak icra ettiği kısım..(gitar solo, bateri, solo, bas solo vb..)
Split (Albüm) : Ekonomik sıkıntı yüzünden, iki grubun bir araya gelip cd, kaset yada plağın, yarısının bir gruba, diğer yarısının diğer gruba ayrılarak piyasaya sürülen albüm..İki grubun E.P'sinin tek albümde satılması gibi diyebiliriz...
Stage Dive : Seyircilerin sahneden aşağıdaki seyirci grubunun üzerine atlama, dalma hareketi olarak tanımlamabilir (sahne dalışı). Kafa göz yarmak için ideal bir denemedir.Üzerine atlanılan kitle kesinlikle sizden daha az çılgın değildir..
Surge : Müzikte ses ve tonun aniden yükselişi, tırmanışıdır.
Sweep Picking : Her telde çalınacak tek nota olması suretiyle (birden fazla nota varsa "genellikle" hammer on veya pull off ile çalınır ikinci nota) penayı hep aynı yönde bir süpürge gibi hareket ettirerek bu notaların hızlı ve akıcı bir biçimde çalınmasını sağlayan teknik. Genelde bu yöntemle arpejler çalınır..
Templar : Genel anlamı. 1118'de kurulan Templar şövalyelerinin ön ismidir . Heavy Metalde ise gerçek ve ciddi metal dinleyicileri için kullanılır. Genelde Hammerfall grubu fanları için Templar ismi kullanılır..
Tiamat : Sümer mitolojisinde yıkım ve kaos tanrıçasıdır. Bir ejderha olarak tanımlanır.
Tribute (Albüm) : Genellikle, dağılmış bir grup yada ölmüş bir sanatçının ardından veya saygı duyulan bir gruba/sanatçıya, içine o grubun/sanatçının eserlerinin coverları konarak piyasaya sürülen albümdür..Tribute albümde, tek bir grubun/sanatçının coverları olabileceği gibi, bir çok grubun/sanatçının coverlarıda olabilir...Anma albümü, "Ustaya Saygı" anlamı taşır..
U.S.B.M : United States Black Metal manasına gelir.Önde gelen grupları Von, Demoncy, Absu, Xasthur, Krieg, ve Judas Iscariot'tır.
Upright Pentacle (Pentagram) : Upright pentacles veya pentagram pek çok dinde, kültürde sembol olarak kullanılmıştır..Eskiçağ Paganizmi, yahudiler, hristiyanlar, büyücüler, medyumlar ve diğerleri ...
5 köşe, beş şövalyesel erdemi sembolize eder... Bunlar : "cömerlik", "nezaket", "namusluluk", "yiğitlik" ve "dindarlık"tır..
Vinyl : Bildiğimiz plak.LP olarakta geçer.
\m/ = Metal sembolü
neden metal müzik !!!,
Ne anlıyoruz şu cın cın cın gitarlardan, ne anlıyoruz şu böğürtülerden? Niye kan yağmurlarından, parçalanan vücutlardan ya da insanlık tarihinin trajedilerinden bahsediyoruz? Neden şarkı sözlerimizde “do you want me girl?” yerine “she asked for it” geçiyor? Karlı ve puslu ormanlar, yağan yağmur ya da bir göle silüeti düşmüş eski bir kale neden bu kadar çok hoşumuza gidiyor? En ufak distortion'lı gitar sesi neden dikkatimizi çekiyor? Ne anlıyoruz bu müzikten, hatta bu da müzik mi hakikaten?
Burada bu müziğin geçmişinden, tarihsel öneminden, ne kadar iyi olduğundan ya da neden diğer tüm müziklerden ayrı tutulması gerektiğinden bahsedecek değilim. Bu yazı biraz kişisel, biraz da genel ifadelerle, bu müziğe ve bu müziğin insanlara yaşattıklarına/yaşatabildiklerine dair, daha çok içsel konulara değinmeye çalışan kendi çapında bir denemedir.
Pek çok insanda aynı etkileri gördüğüm için, gerektiğinde kendimden örnekler vermekte de pek tereddüt etmedim.
Zamanında omzuma inen saçlarım artık kısa. Metal gruplarının yer aldığı tişörtlerim bile en fazla iki, üç tanedir. Ve başlamadan önce belirteyim ki, eğer metalcilik buysa, ben bir “metalci” değilim. Ama konu bu müziğin bana hissettirdikleriyse, ben tam bir “metalciyim”.
Bu müziği dinleyen insanların, dinledikleri bu müziğe neden bu kadar çok sevgi, ilgi ve bağlılık gösterdiklerini açıkçası bilmiyorum. Belki genel duruşundan, belki ilgilendiği konuların gerçekliği ve çeşitliliğinden, belki de yalnızca cın cın gitarları çok sevdiklerinden. Olayı ilginç kılan, metal müziği gerçekten severek dinleyen insanların büyük bir kısmının dinledikleri bu müziği “öylesine” dinlememeleri ve bir şekilde -az ya da çok- araştırmaları, yeni grupları, türleri keşfetmeye çalışmalarıdır. Bu elbette her tür müziğin dinleyicisinde var olması mümkün olan bir durumdur. Ancak metal müzik, belki de sahip oluğu tavırdan dolayı, sanki biraz daha “benim müziğim” durumunu yaratır bir hal içerisindedir. Caz müzik dinleyen biri, bu yoruma “hadi ordan” diyebilir belki, ve haklı da olabilir. Ama sonuçta benim müziğim bu ve konuya subjektif bakmak da en doğal hakkım, öyle değil mi? Bu müziği dinleyen insanlar -çoğunlukla- müziklerini başka hiçbir müzikle kıyaslamazlar, buldukları yeni ve iyi grupları bu müziği dinleyen diğer arkadaşlarının da duymasını isterler, konser alanlarında bilet alacak parası olmadığı için başkalarından az da olsa yardım isteyen kişilerin bu isteklerinde -çoğunlukla- samimi olduklarını bilirler.
Kişisel konuşmam gerekirse, ben bu müziği ilk olarak 11-12 yaşlarımda duydum. Metal müziğin televizyon veya radyoda yaygın bir yayını olmadığından, o yaşlardaki çocukların bu müzikle tanışması genelde tesadüfler üzerine kuruludur. Bendeki durum da farklı değildi. İlk kez dayım sayesinde duyduğum metal müzik, 15 yaşıma gelene kadar sadece güzel bir müzik konumundayken, bu yaşımdan sonra her yönüyle ilgimi çeken bir hal almış ve en büyük hobim durumuna gelmişti. Sadece bu müziğe olan açlığım ve sevgim beni sabahın 6'sında bisiklet selesine oturtuyor ve kulağımda “…And Justice For All” ile yazlığımızın bulunduğu çevrede turlamaya götürüyordu. Sadece bu müziğe olan sevgim derste gömlek içinden walkman kulaklığını geçirip, elimle kulağımı kapatmak suretiyle “Countdown To Extinction” dinlememe yol açıyordu. Sadece bu müziğe olan sevgim beni, geceleri dinlerken uyuyakaldığım walkman'im için her sabah yeni pil almak zorunda bırakıyordu. Neden başka müzikler dinleyen arkadaşlarım bunları yapmıyordu? Bir ben mi deliydim? Neden zamanla benimle aynı şeyleri yapan arkadaşlarımın da benim dinlediğim türde şeyler dinlediklerini öğreniyordum? Metal müziğin benimsenmesi ve sahiplenilmesi olgusu işte burada ortaya çıkıyor.
13-14 yaşımda biri bana “neden bu gürültüyü dinliyosun, manyak mısın?” diye sorduğunda verdiğim cevap genellikle “sen anlamazsın” oluyordu. Şimdi bakıldığında belki anlamsız, kaçamak ya da desteksiz bir cevap olsa da, o yaşlardaki bir insan için bu son derece anlamlı ve geçerli bir yaklaşımdı. “Sen anlamazsın”, bu müziğin “benim” olduğunu gösteriyordu; belki de yaşattığı kelimelere dökülemeyecek hissin bir dışa vurumuydu. Bu durumun yalnızca benim için geçerli olduğunu sandığım o zamanlarda, elbette ki çok yanılıyordum. Çünkü bu müziğe benim kadar, hatta benden daha çok bağlı insanlar olduğunu görüyor ve zamanla aslında daha hiçbir şeyden haberimin olmadığını fark ediyordum. Ancak o yaşlarda bile farkında olduğum bir şey vardı: ben bir daha bu müzikten başka bir şey dinleyemezdim… haklıydım.
Neyse ki sınıfımda bu müziği az-çok dinleyen birkaç arkadaşım daha vardı ve böylece bu müziğin paylaşım yönünü de yaşama şansım oldu. Öğle teneffüslerinde hep bu müzikten konuşabiliyor, “Pantera diye manyak bi grup varmış” diye muhabbet edebiliyor, ders esnasında sırama hafifçe “datdara datdat datdat!” diye vurunca arka sıradan gelen yine aynı hafiflikteki “Blackened!” cevabını duyabiliyordum.
Örnekler çoğaltılabilir. Burada kendimi anlatmıyorum; bunları yaşayanın yalnızca ben olmadığımı biliyorum. Bahsettiğim bu hoş enstantanelerin benzerleri, biliyorum ki bu yazıyı okuyan ya da okumayan çoğu metal müzik dileyicisi için de geçerli. Zaten tüm olay bunu bilmekten geçiyor.
Farkındasınızdır, “neden metal müzik?” sorusuna şu ana kadar en ufak bir cevap verebilmiş değilim; bunu yapabileceğimi de sanmıyorum. Ama tek bildiğim, benim ve benimle birlikte milyonlarca insanın bu müziği başka hiçbir şeyde bulamadıkları hisleri, heyecanları, coşkuları ve hüzünleri bulmak için kullandıkları ve bunu asla başka bir şeyle değişemeyecekleri. Konserlere gidiyorum, saçları bembeyaz olmuş, arka taraflarda duran ve hiç hareket etmeden, yalnızca tebessüm ederek sahneye bakan amcalar görüyorum. İşte o zaman, sebebini bilmesem de ben de tebessüm ediyorum. Konserlere gidiyorum, bazen en önde oluyorum ve arkaya baktığımda kalabalığın üstünden adeta duman tüttüğünü görüyorum. Konserlere gidiyorum, sevdiği ve beklediği parça başladığı anda insanların ne kadar mutlu olduklarını, ağladıklarını görüyorum. Bir kez daha, bu her tür müzik için geçerli olan bir şey diye düşünüyorum. Ama yine de, “Bard Song” başladığında yükselen uğultuyu hiçbir şeye değişemiyorum. “Jotun” girdiği anda yanımda bayılan çocuğu unutamıyorum. “Master Of Puppets”ın girişiyle kalabalıkla birlikte bir anda stadyumun bir ucundan diğerine doğru savrulmamı aklımdan çıkaramıyorum. Arkadaşlarımla birlikte bir müzik dükkanına girdiğimizde, dükkanda bir heavy metal reyonu oluşunun ve bu yüzden de bir süre o dükkanda kalacak olmamızın arkadaşlarımın hoşuna gitmemesini seviyorum. Rafta almayı çok istediğim iki-üç albümü gördüğümde hangisini alacağım konusunda yaşadığım tereddütü, saçma da olsa seviyorum. Yaşı benden büyük birinin konserde delicesine headbang yapmasını seviyor, onun yıllar önce o parça eşliğinde neler hissetmiş olabileceğini az-çok tahmin edebiliyorum. Bu bağlılık, bu sadakat başka bir şey; pek çokları için adeta bir ihtiyaç.
Bunun sebepleri neler olabilir? Sert müziğin bizi çeken yanı acaba nedir? Bulutsuzluk Özlemi'nden Nejat Yavaşoğulları, Satanizm tartışmalarının yaşandığı o saçma sapan dönemlerde, Siyaset Meydanı programında şöyle demişti: “Metal müzik zeki insanların müziğidir. Metal dinleyen çocuklara bakın, çoğu cin gibi çocuklardır.” Aynı şeyi Moğollar'dan Cahit Berkay da demiştir: “Metal müzik, kafası çalışan adamların yaptığı zeki bir müziktir.” Gerek insan emeğine dayalı icrası, gerek kimi şarkı sözlerindeki felsefe denebilecek düzeylere ulaşabilen derinlik, gerek müzisyenlik ve enstruman kullanımı konusundaki ustalık, gerek de kimi konsept albümlerde yakalanan ve ortaya adeta bir sanat eseri çıkartan yaklaşım, bu müziğin sanıldığı gibi gürültü ve kafa sallama müziği değil, bilakis son derece entelektüel, elit ve akıl dolu bir müzik haline gelmesini sağlıyor. Saçma sapan konular, anlamsız albümler, gereksiz gruplar yok mu? Elbette var. Ancak seksenlerdeki thrash metal gruplarının sözlerini okuduğunuzda, kimi progresif metal gruplarının konsept albüm konularına baktığınızda, ya da örneğin bir Death'in insanın içini titreten riff'lerini dinlediğinizde, bu müziğe katılan zeka dozajının kimi zaman/çoğu zaman hiç de az olmadığını görmeniz mümkün.
İnsanların bu “müziklerine” karşı olan bağlılıklarına dair başka bir örnek mi istersiniz? Başka hangi müzik türü için binaların zemin katlarında, bodrumlarında stüdyolar açılıyor ve binlerce çocuk bu çoğu zaman havasız olan odacıklara para akıtıp kendilerini geliştirmeye çalışıyor, sevdikleri şarkıları çalıyor? Başka hangi müzik türünde insanlar güneşi ve kızları bırakıp Florida sahillerindeki evlerinin bodrumlarına kapanıyor, kıçlarından ter damlayarak şarkılar kaydediyor, saatlerce stüdyolara girip albümler yapmaya çalışıyor? Başka hangi müzik türünde insanlar yapacakları konsept bir albüm öncesinde gerekirse onlarca kitap okuyor, kütüphanelerde araştırma yapıyor?
Dediğim gibi, amacım metal müziğin avukatlığını yapmak değil. Bu müzik bazıları için öylesine yoğun duygular barındırır ki, dinledikleri bu müzik hakkında konuşmaktan, yorum yapmaktan bile kaçınırlar. O nedenle metal müziği daha fazla övmek ve gereksiz sıfatlarla boyamak istemiyorum. Hepimiz neyin ne olduğunu biliyoruz.
Yazının başlığında sorduğum soruya cevap bulamadığım, ve bulunamayacağını düşündüğüm bu yazıya burada son veriyorum. Bu yazı bir sayfa da olsaydı, cilt cilt ansiklopedilerden de oluşsaydı, yine de fark etmezdi; ben “Leper Messiah”ı on bininci kez dinleyişimde de aynı zevki alırdım, “Tornado Of Souls”u her dinleyişimde paltomun cebindeki ellerime hakim olamayıp hayali perdelere basardım; “Punish My Heaven” discman'imde her çalışında gece vakti yanan araba farlarında parlayan salyalarımı saça saça “paniş may hevıııııııın!” diye bağırırdım (tabi içimden bağırırdım, deli miyim yolun ortasında bağıracam).
Başkaları için bir anlam ifade etmese de, biz bu gürültüden çok şey anlıyoruz, ondan vazgeçemiyoruz. Bu müzikten hoşlanmıyorsanız boşuna uğraşıp da anlamaya çalşmayın.
“Siz anlamazsınız”.
metal türlerii
Doom Metal :
1- Draconian - The Morningstar
2- Funeral - Demise
3- Uaral - Surrended To The Descandence
Death Metal :
1- Avatar - My Lie
2- Dark Tranquillity - Lethe
3- Death - Story To Tell
Folk Metal :
1-Ensiferum - Tale Of Revenge
2-Ensiferum - Token Of Time
3-Korpiklaani - Beer Beer
Senfonik Metal :
1- Epica - Cry For The Moon
2- Angtoria - I Am Calling
3- Nightwish - The Kinslayer
Black Metal :
1- Rotting Christ - Der Perfekte Traum
2- Rotting Christ - Victoriatus
3-
Thrash Metal :
1-Kreator - People Of The Lie
2-Slayer - Dead Skin Mask
3-Kreator - Murder Fantasies
Heavy Metal :
1-Iron Maiden - Wasting Love
2-Judas Priest - A Touch Of Evil
3-Iron Maiden - Dream Of Mirrors